
Haber ölürse, demokrasiyi kim koruyacak?
Ünlü iletişim araştırmacısı Hossein Derakhshan, Journo takipçileri için çevirdiğimiz bu yazısında, tarihi bir perspektiften yola çıkarak “Haber ölürse, demokrasiyi kim koruyacak?” sorusuna yanıt arıyor.

Ünlü iletişim araştırmacısı Hossein Derakhshan, Journo takipçileri için çevirdiğimiz bu yazısında, tarihi bir perspektiften yola çıkarak “Haber ölürse, demokrasiyi kim koruyacak?” sorusuna yanıt arıyor.

Başlık elbette ironi taşıyor. Ancak sadece Türkiye’de değil, Dünyada da mesleğinde belli bir mesafe kat etmiş pek çok gazeteci, kendini mesleki bilgi ve becerilerin çoğunu elde etmiş olarak görüyor. Zaten

Türkiye, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Medya ağır baskı altında. Toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştı ve hatta iç savaş ihtimalinden bahsediliyor… Abdi İpekçi, işte böyle bir dönemde yaşadı ve buna

Habercilikte kullanılan yeni dijital teknikler, biraz küresel iklim değişikliği gibi. İnsanlığın sonunu getirecek bir felaket değil elbette ama tam şu anda burada ve önünde durmak mümkün değil. Yapılacak tek şey

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaştan bu yana Türkiye’ye 3 milyon 600 binden fazla Suriyeli mülteci göç etti. Toplumun hazırlıksız yakalandığı bu süreçte, devletin Suriyelilere karşı açık kapı politikası güderken bu

Bir meslektaşım kürsüde… Diğer 10 gazeteci, onun taciz konulu konuşmasını dinliyoruz salonda… Taciz kategorilerini birer birer sayıp yazıyor tahtaya: “Cinsel taciz, fiziksel tehdit, kimlik hırsızlığı, hakaret, küfür, ölüm tehdidi, kişisel

Demirören Grubu, satın aldığı Doğan Medya Grubu bünyesinde faaliyet yürüten YAYSAT şirketini (Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.) kapatmaya karar verdi. Dağıtımda tekelleşme demek olan bu hamlenin bayiler üzerinde de

Doğrulama kurumlarının sayısını ve etkisini artırmalı, onları mali açıdan sürdürülebilir kılmalı ve yapılarını şeffaflaştırmalıyız. Geçtiğimiz yıllar, Türkiye’de demokrasinin en temel unsurlarının, toplumsal ekonomik düzenlemelerle paramparça edildiğini gördüğümüz yıllar olarak hafızalara

Gazetecilerin oylanacağı bir site, medyanın güvenilirliği açısından bir ölçüt olabilir mi? Bu girişim Trump örneğinde olduğu gibi basın mesuplarını hedef hâline getirmez mi? Faşizan grupların linç kültürünü devreye sokması feci

Türkiye’de toplumun tercih ve fikirlerine dair araştırmalar nedense seçim dönemlerinde yapılan anketler kadar önemsenmiyor. Oysa bir hayatın nasıl yaşandığı, o hayatta yapılan/yapılabilecek seçimlerle ve toplumsal yönelimlerle ilgili çok şey söylüyor.

Ünlü iletişim araştırmacısı Hossein Derakhshan, Journo takipçileri için çevirdiğimiz bu yazısında, tarihi bir perspektiften yola çıkarak “Haber ölürse, demokrasiyi kim koruyacak?” sorusuna yanıt arıyor.

Başlık elbette ironi taşıyor. Ancak sadece Türkiye’de değil, Dünyada da mesleğinde belli bir mesafe kat etmiş pek çok gazeteci, kendini mesleki bilgi ve becerilerin çoğunu elde etmiş olarak görüyor. Zaten

Türkiye, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Medya ağır baskı altında. Toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştı ve hatta iç savaş ihtimalinden bahsediliyor… Abdi İpekçi, işte böyle bir dönemde yaşadı ve buna

Habercilikte kullanılan yeni dijital teknikler, biraz küresel iklim değişikliği gibi. İnsanlığın sonunu getirecek bir felaket değil elbette ama tam şu anda burada ve önünde durmak mümkün değil. Yapılacak tek şey

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaştan bu yana Türkiye’ye 3 milyon 600 binden fazla Suriyeli mülteci göç etti. Toplumun hazırlıksız yakalandığı bu süreçte, devletin Suriyelilere karşı açık kapı politikası güderken bu

Bir meslektaşım kürsüde… Diğer 10 gazeteci, onun taciz konulu konuşmasını dinliyoruz salonda… Taciz kategorilerini birer birer sayıp yazıyor tahtaya: “Cinsel taciz, fiziksel tehdit, kimlik hırsızlığı, hakaret, küfür, ölüm tehdidi, kişisel

Demirören Grubu, satın aldığı Doğan Medya Grubu bünyesinde faaliyet yürüten YAYSAT şirketini (Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.) kapatmaya karar verdi. Dağıtımda tekelleşme demek olan bu hamlenin bayiler üzerinde de

Doğrulama kurumlarının sayısını ve etkisini artırmalı, onları mali açıdan sürdürülebilir kılmalı ve yapılarını şeffaflaştırmalıyız. Geçtiğimiz yıllar, Türkiye’de demokrasinin en temel unsurlarının, toplumsal ekonomik düzenlemelerle paramparça edildiğini gördüğümüz yıllar olarak hafızalara

Gazetecilerin oylanacağı bir site, medyanın güvenilirliği açısından bir ölçüt olabilir mi? Bu girişim Trump örneğinde olduğu gibi basın mesuplarını hedef hâline getirmez mi? Faşizan grupların linç kültürünü devreye sokması feci

Türkiye’de toplumun tercih ve fikirlerine dair araştırmalar nedense seçim dönemlerinde yapılan anketler kadar önemsenmiyor. Oysa bir hayatın nasıl yaşandığı, o hayatta yapılan/yapılabilecek seçimlerle ve toplumsal yönelimlerle ilgili çok şey söylüyor.





