Eskiden eylül ayı, medyada yeni programların ve kadroların duyurulduğu, muhabir ve editör alımlarının yapıldığı hareketli bir dönemin başlangıcıydı. Ancak 2026-2027 yayın dönemine girilirken kurumların önceliği artık büyümek değil, mevcut yapıyı korumak. Kapanan yayınlar, küçülen haber merkezleri, gelir kaynaklarındaki daralma ve dijital platformlara artan bağımlılık medya kuruluşlarının yeni döneme daha temkinli başlamasına neden oluyor. Bazı kurumlar mevcut kadroyu korumaya odaklanırken, bazıları yeni sezon hazırlıklarını sürdürüyor; yeni gazeteci istihdamı ise doğrudan ekonomik koşullara ve yapılacak işin hacmine bağlanıyor.
Yeni gerçekliğin her kurumda yansıması aynı değil. T24, önümüzdeki altı ayda editör, muhabir ve video editörü almayı planlarken, Halktv.com.tr mevcut ekibin koşullarını güçlendirmeye odaklandığını açıkladı. Sözcü TV ise yeni programlar ve yeni ekran yüzleriyle yeni sezona başladı ancak işe alımların haber hacmine göre belirlenmesi bekleniyor.
“GAZETECİLİK PAHALI BİR MESLEK”
T24 Genel Yayın Koordinatörü Gökçer Tahincioğlu, ekonomik koşulların medya kuruluşlarının istihdam planlarını zorlaştırdığını, ancak gazeteci alımının tamamen gündemden çıkmadığını söylüyor. T24’te önümüzdeki altı ay içinde editör, muhabir ve video editörü pozisyonlarında yeni işe alımlar planlanıyor. Ancak kurum, şu aşamada kaç kişinin işe alınacağı konusunda net bir sayı vermiyor.
T24’ün haber merkezi ve yayın ekibinde şu anda 40’ın üzerinde gazeteci görev yapıyor. Tahincioğlu, son yıllardaki ekonomik zorluklara rağmen ana kadronun korunduğunu, daha uzun bir dönemden bakıldığında ise gazeteci sayısının yavaş da olsa arttığını belirtiyor. Ona göre medya istihdamını yalnızca çalışan sayısı üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Asıl soru, bir haber merkezinin gazetecilik yapabilecek kapasitede bir kadroya sahip olup olmadığı.
“Gazetecilik pahalı bir meslek” diyen Tahincioğlu, muhabir, editör ve yazarların birlikte çalıştığı; uzmanlaşmanın mümkün olduğu ve haberin yerinden takip edilebildiği bir haber merkezinin daha yüksek maliyet anlamına geldiğini söylüyor. Küçük ekiplerle yalnızca ajanslardan gelen haberler ve sosyal medya akışı takip edilerek yayın yapılabiliyor. Bu elbette sahada muhabir bulunduran, uzmanlaşmaya imkân veren ve kendi editöryel organizasyonunu kuran bir haber merkeziyle aynı şey değil.
“ETKİLİ OLMAK İÇİN GENİŞ KADRO ŞART”
Tahincioğlu’nun değerlendirmesi, medya kuruluşlarında istihdam tartışmasını “kaç kişi çalışıyor?” sorusunun ötesine taşıyor. Ona göre bir haber merkezinin büyüklüğü, yalnızca yayınını sürdürebilmesiyle değil, ne ölçüde gazetecilik yapabildiğiyle birlikte değerlendirilmeli:
“Haber merkezlerinin giderek küçüldüğü, küçültülmek istendiği, muhabir ve editörün yetiştirilmediği böylesi bir ortamda yeniliklere ayak uyduran klasik gazetecilikte ısrar çok kolay değil. Bunun için kadroyu genişletmek, daha iyi olanaklar sunabilmek, daha etkili yayıncılık, uzmanlaşma, haberi yerinde izleyecek ekipler ve buna uygun bir organizasyon gerekir.”
HALKTV.COM.TR MEVCUT YAPIYI GÜÇLENDİRİYOR
Halktv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Bengü Şap Babaeker, eylül ayının geçmişteki işe alım ve transfer hareketliliğini artık taşımadığını kabul ediyor. Üstelik bunun yalnızca bağımsız ya da muhalif medya kuruluşlarıyla sınırlı olmadığını, sektörün genelinde benzer bir durum yaşandığını belirtiyor.
Babaeker’e göre sosyal medyanın haber tüketimindeki ağırlığının artması, değişen medya alışkanlıkları, uzun süren ekonomik kriz ve son olarak yapay zekânın yayıncılık denklemine girmesi, kurumların kadro planlarını da değiştirdi.
Bu nedenle Halktv.com.tr yeni dönemde ekibi genişletmek yerine mevcut çalışanların koşullarını güçlendirmeye odaklanıyor. 2010 ve 2020 öncesindeki gelir ile okunma-izlenme düzeylerine dönmenin artık mümkün görünmediğini belirterek, mevcut ekonomik koşullar değişmediği sürece bu kadro politikasında da büyük bir değişiklik beklemediğini söylüyor.

Sözcü TV yeni yayın dönemini bu fotoğrafla duyurdu.
NE KADAR ÖZEL İŞ O KADAR YENİ GAZETECİ
Sözcü TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey, eylülün kendileri için hâlâ “yeni sezon” anlamına geldiğini söylüyor ancak, yeni sezon otomatik olarak yeni gazeteci alımı anlamına gelmiyor. Özbey’e göre işe alımlar ekonomik koşullara ve üretilecek özel haberlerin sayısına göre belirlenecek:
“Biz Sözcü Televizyonu olarak sadece gazetecilik yaparak ayakta duran tek ulusal televizyon kanalıyız. Patronumuzun başka işi yok. Ekonomik krizin ülkeyi daha ne kadar etkileyeceği önemli bir faktör. Şu anda kadromuz yeterli görünüyor. Ancak ne kadar özel iş, o kadar yeni gazeteci istihdamı demek. Keşke daha çok gazeteciyle, daha çok iş yapabilsek. Ülkenin koşullarıyla doğrudan ilgili.”
Sözcü TV’nin haber merkezi ve yayın ekibinde yaklaşık 200 kişi çalışıyor ve Özbey’in verdiği bilgiye göre bu sayı son birkaç yılda önemli ölçüde değişmedi.
Sözcü’de yeni sezon hazırlıkları daha belirgin biçimde devam ediyor. Ancak Özbey’in çizdiği tabloda da ekonomik koşullar, yeni istihdamın önündeki temel belirleyici olmaya devam ediyor.
HABERİN ÜRETİM BİÇİMİ DEĞİŞTİ
İşe alımın ekonomik koşullara bağlanması, medya ombudsmanı Faruk Bildirici’nin dikkat çektiği daha geniş bir değişimle örtüşüyor: Haber merkezleri küçülürken, haber üretiminin kendisi de değişiyor.
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, “yeni sezon” kavramının özellikle televizyonlar açısından geçmişteki anlamını yitirdiğini düşünüyor. Gazete ve internet haber sitelerinde ise zaten televizyonlardaki gibi belirgin bir sezon ayrımı bulunmadığına dikkat çekiyor.
Bildirici’nin değerlendirmesinde istihdamdaki daralma, yalnızca çalışan sayısıyla sınırlı değil. Ona göre daha küçük kadrolarla çalışılması, haberin nasıl üretildiğini de değiştiriyor.
Gazete ve televizyonların mümkün olan en dar kadroyla çalıştığını, haber takibinin daha fazla ajanslara ve sosyal medya akışlarına bırakıldığını belirten Bildirici, iletişim fakültelerinden her yıl binlerce gencin mezun olmasına karşın sektörün aynı ölçüde yeni istihdam alanı yaratmadığını hatırlatıyor.
Bu noktada Tahincioğlu’nun sözünü ettiği “haber merkezi” ile Bildirici’nin tarif ettiği daralan haber takibi arasında doğrudan bir bağlantı ortaya çıkıyor. Bir tarafta muhabirin sahaya gönderildiği, editör ve muhabirlerin uzmanlaşabildiği geniş ekip ihtiyacı; diğer tarafta daha az çalışanla, ajans ve sosyal medya akışına dayalı yayıncılık…
Bildirici’ye göre kadro daralmasının içerik üzerindeki sonucu da burada ortaya çıkıyor.
DOSYA HABERCİLİĞİ AZALDI
Bildirici, özellikle televizyonlarda benzer isimlerin benzer konuları tartıştığı, haber programlarında yorumun haberin önüne geçtiği bir yayıncılık anlayışı yaygın. Geçmişteki dosya haberciliğinin ve konuları derinlemesine ele alan programların azalmasını da bu dönüşümün parçalarından biri olarak değerlendiriyor.
Ona göre haber merkezlerinin küçülmesiyle birlikte muhabirlik ve sahada haber üretimi geri çekilirken, ekranda konuşmaya dayalı yayıncılık daha fazla yer kaplıyor.
Bildirici, habere olan ilginin azalmasının yalnızca teknolojik dönüşümle açıklanamayacağını da söylüyor. Haber programlarında uzun süre yorum yapılmasının, izleyiciye yeni bilgi sunma kapasitesini düşürdüğünü belirtiyor.





