Macar gazeteci Marton Gergely, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) genel kurulunda konuşmak üzere geçen hafta Ankara’daydı. Haftalık haber dergisi HVG’nin Genel Yayın Yönetmeni ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı da olan Gergely ile Macaristan’da 16 yılık iktidarı sona eren Viktor Orbán sonrası medya ortamını konuştuk.
Orban dönemindeki kamu yayıncılığını müşterilerini zehirleyen bir restoran mutfağına benzetti:
“Mutfağı tamamen yıkıp yeniden yapmak yerine önce temizlemeye yönelik bir yaklaşım benimsenecek.”
Marton Gergely, genel kurulun açılışında yaptığı konuşmasına, bir gecede otokratik yönetimden demokrasiye geçmenin üzerinde yarattığı hissi tarif ederek başladı: “Dalgıçların derinden su yüzüne çıkarken vurgun yememek için birkaç kez durup mola vermesi gerekir. Biz ise bir anda metrelerce derinden su yüzeyine çıkmış gibiyiz. Sersemledik.”
Kendisi durumları ve duyguları benzetmelerle anlatmayı seven biri. Orban dönemindeki kamu yayıncılığını da konuşması sırasında müşterilerini sürekli zehirleyen bir restorana benzetti. Konuşma sonrası kendisiyle buluştuğumuzda, ilk sorumuz bu oldu. Yeni seçilen Peter Magyar, ilk günlerde kamu yayın organını kapatacağını, kurumun kurtarılamayacak durumda olduğunu söylemişti. Ancak bunu yapmadı. Gergely’e göre, yapmayacak da. Ona göre yaşanacak süreç, mevcut yapıyı dönüştürmek şeklinde ilerleyecek: “Benim tahminim, burada mutfağı tamamen yıkıp yeniden yapmak yerine önce temizlemeye yönelik bir yaklaşımın benimseneceği yönünde.”
Başbakan Magyar her fırsatta demokrasi ve özgürlüklerden bahsediyor olsa da, ilginç uygulamaları dikkat çekmiş. Gergely’e göre Magyar sadece kendi seçmenleriyle değil, tüm Macar halkıyla doğrudan iletişim kurmaya büyük önem veriyor. Örneğin, yeni bakanların tanıtımı sırasında soru sorma işini gazetecilere bırakmayıp kendisi üstlenmiş. Kameralar önünde bakanlarıyla söyleşi yapmış. “Yeni bakanı tanıttı, soruları kendisi sordu ve ardından bir saatlik bir haber videosu yayımlandı. Yani aslında bakan hakkında bilgileri, onun yaptığı röportaj aracılığıyla edinmiş olduk. Bu biraz sıra dışı bir durum,” diyor Gergely.
Benzer bir yaklaşımın hükümetin günlük iletişiminde de görüldüğünü söyledi. Gazetecilere gönderilen bilgilendirme e-postalarının önemli bir bölümü, onları doğrudan Magyar’ın sosyal medya hesaplarına yönlendirmekten ibaret:
“Bize gelen e-postalarda çoğu zaman sadece şu yazıyor: ‘Başbakan Facebook’ta bir paylaşım yaptı.” Lütfen göz atın.”

Aktardığına göre, yeni hükümet kamu medyasını yeniden yapılandıracak bir yasa hazırladı. Kabul edilen düzenleme yalnızca kamu yayıncılığını değil, özel medya kuruluşlarına yönelik yeni bir destek mekanizmasını da içeriyor.
Amaç, bir yandan yenilenmiş bir kamu medya sistemi oluşturmak, diğer yandan ise özel medya kuruluşlarının devlet tarafından oluşturulan bir fondan destek alabilmelerini sağlamak. Bu fon, hükümet ve muhalefetten seçilen iki üye ile siyasetçi olmayan bir üyenin de yer almasıyla herkesin eşit temsil edildiği bir kurul tarafından yönetilecek. Ancak fonun ne zaman devreye gireceği, ne kadar kaynak dağıtacağı veya hangi kriterlerle çalışacağı henüz net değil.
YENİ YÖNETİCİLER YARIŞMAYLA SEÇİLECEK
Ayrıca kamu medyasının editoryal yönetiminden sorumlu olacak iki kişinin açık yarışma yoluyla belirleneceğini belirten Gergely, bu isimlerin hükümet, muhalefet ve medya uzmanlarının eşit temsil edildiği dokuz kişilik bir kurul tarafından onaylanacağını aktardı.
Yeni dönemde en dikkat çekici konulardan biri kamu medyasının kurumsal yapısında yapılacak değişiklikler: “Bu yapının adil rekabeti ve kamu medyasında bağımsız yönetimi güvence altına alması bekleniyor. Kamu medyasını yönetecek kişilerin açık yarışmalarla belirlenmesi ve yeni kurumların oluşturulması gibi olumlu işaretler var. Kamu medyası da iki ayrı yapıya bölünecek. Devlet haber ajansı ayrı bir kurum haline gelecek ki bu önemli bir değişiklik; çünkü Orban döneminde durum böyle değildi.”
Gergely’nin dikkat çektiği bir diğer unsur ise üç yıllık bütçe planlaması. Yeni sistemin 2028’e kadar güvence altına alınmış bir finansman öngördüğünü belirten Gergely, bunun seçim dönemlerinde kamu medyası üzerindeki siyasi baskıyı azaltabileceğini düşünüyor.
BAĞIMSIZ MEDYA YENİDEN BÜYÜYEBİLİR Mİ?
Bugün Macaristan’da dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise bağımsız medya alanındaki boşluk. Orbán döneminde çok sayıda medya kuruluşunun kapanması, el değiştirmesi veya etkisini kaybetmesiyle önemli bir okur kitlesi eski haber kaynaklarını yitirdi. Gergely, bunun yeni girişimler için fırsat yaratabileceğini düşünüyor:
“Bağımsız medya tarafında ise sektör öylesine büyük bir daralma yaşadı ki, bugün birçok kişi daha önce takip ettiği gazeteden, haber kuruluşundan veya haber kaynağından mahrum kalmış durumda. Ben bunun yeni iş fırsatları yaratmasını ve yatırımcıların medya sektörünün yeniden inşasında bir fırsat görmesini umuyorum. Son 16 yıl boyunca bu neredeyse mümkün değildi. Macaristan’ın en zengin insanlarından biri bir zamanlar şöyle demişti: ‘Medyaya yatırım yapmayı düşünüyorsanız, başka yatırımlarınız olmasın; çünkü size baskı yaparlar.’ Bu nedenle varlıklı insanlar medya sektöründen uzak durdu. Şimdi medya sektörüne yeni bir girişimcilik dalgasının girmesini umuyorum; ancak henüz bunun gerçekleştiğini görmüyoruz.”
Macaristan’da medya alanındaki dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Gergely’nin değerlendirmeleri, yeni hükümetin mevcut sistemi tamamen tasfiye etmekten çok Orbán döneminde şekillenen yapıyı kademeli biçimde dönüştürmeye çalışacağına işaret ediyor. Bunun gerçekten daha çoğulcu ve bağımsız bir medya ortamı yaratıp yaratmayacağı ise yine bağımsız gazetecilerin takibinde olacak.


