Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), yıllık toplantısını bu yıl Ankara’da gerçekleştirdi. Ev sahipliğini Gazeteciler Cemiyeti’nin yaptığı “Kuşatma Altındaki Gazetecilik” temalı etkinlik, Avrupa’nın dört bir yanından 42 gazeteci sendikası ile meslek derneğinin 85 temsilcisini ve Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun yeni seçilen başkanı Zuliana Lainez’i bir araya getirdi. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) dört önergeyle katkı sunduğu Genel Kurul, kıtada haberciliğin mevcut durumunun fotoğrafını da çekti.
Ankara’da düzenlenen 2026 EFJ Genel Kurulu, 18-19 Haziran tarihlerinde toplandı. Genel Kurula Türkiye’den TGS, Gazeteciler Cemiyeti, DİSK Basın-İş ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan EFJ Başkanı Maja Sever, giderek daralan özgürlük alanına dikkat çekti. “Siyasi kutuplaşma, toplumsal güvensizlik ve medyaya yönelik açık saldırılar bakımından artık daha kötüsü olamaz dediğimiz her sefer, hayat yanıldığımızı kanıtlıyor” diyen Sever, “Özgürlük alanının daha da daralabileceğini, gazetecilere yönelik kabul edilebilir şiddet eşiğinin daha da yükseltilebileceğini, gücünü manipülasyon ve korku üzerine kuranların soru soranları, gerçekleri ortaya çıkaranları ve cevap arayanları zayıflatmak için her zaman yeni yollar bulduğunu görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurul’da ayrıca, hayatlarını tehlikeye atmaya devam eden ve Rusya Federasyonu tarafından hukuka aykırı olarak gözaltına alınan Ukraynalı gazetecilere özel bir saygı gösterildi. EFJ, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ve UNESCO’nun desteğiyle Ukrayna Ulusal Gazeteciler Birliği (NUJU) tarafından kurulan dayanışma merkezleri, savaş zamanında gazeteciler için hayati bir altyapı olarak övgüyle karşılandı.
Açılış konuşmaları sırasında, 2021 yılında Kırım’da tutuklanan ve 17 yıl hapis cezasına çarptırılan, ancak Haziran 2024’te Rusya ile Ukrayna arasındaki esir takası kapsamında serbest bırakılan eski gazeteci Nariman Dzhelyal, sadece işlerini yaptıkları için zulüm görenlerle dayanışmanın anlamı üzerine güçlü ve dokunaklı sözler sarf etti.
‘ETİK İLKELER VE BAĞIMSIZLIKTAN TAVİZ YOK’
Toplantının ana konuşmacısı ise IPI Yürütme Kurulu Başkanı ve bağımsız Macar haftalık HVG dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Márton Gergely idi. İlettiği umut mesajı netti: “Gazetecilik, etik ilkelerine ve tavizsiz bağımsızlığına sadık kalarak otoriter rejimlere en iyi şekilde direnir; bu taahhüt, daha liberal ve demokratik rejimlerle karşı karşıya kalındığında bile asla terk edilmemelidir.”
Delegeler ayrıca, insanlık dışı muamelelere maruz kalan Filistinli gazetecilerle tam dayanışma içinde olduklarını ifade ederken, uluslararası medya profesyonellerinin Gazze’ye güvenli, özgür ve bağımsız erişiminin savunulması gerektiği konusunda mutabık kaldılar.
SALONDA YANKILANAN KELİME!
Açılış oturumundan panel tartışmalarına ve önergelerin görüşülmesine kadar, salonda oybirliğiyle yankılanan tek bir kelime vardı: Dayanışma!
Oturumlarda, Türkiye’deki gazetecilerin karşı karşıya olduğu kritik meselelere de dikkat çekildi. Halk arasında ‘Dezenformasyon Yasası’ olarak anılan ve gazetecilik aleyhine kullanılan TCK 217/A’nın yürürlükten kaldırılması, bu yasa kapsamında tutuklanan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması ve tüm soruşturmaların düşürülmesi talep edildi. Çalışmaları nedeniyle terörle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan ve Türkiye’de 51 gün hapis yatan İsveçli gazeteci Joakim Medin’in durumu da gündeme getirildi. Türkiye’den delegeler ayrıca keyfi vize kısıtlamaları ve sendika karşıtı devlet politikalarını da dile getirdi.

TGS’DEN DÖRT ÖNERGE
TGS, oturumlara dört önergeyle katkı sundu. Bu önergelerle, Genel Kurul’un dikkatini Türkiye’deki gazetecilerin çalışma koşullarına ve basın özgürlüğüne çekti.
TGS ile Kıbrıs Basın-Sen’in 12. Yargı Paketi ile ilgili ortak önergesi oybirliğiyle kabul edildi. Önergede, Basın İlan Kurumu Kanunu mevzuatında yapılmak istenen değişikliklerle internet haber siteleri üzerindeki denetimin genişletileceği, mevcut “Basın Ahlak Esasları” yerine hükümet tarafından belirlenecek “Basın ve Yayın İlkeleri”nin getirileceği belirtildi. Yasa teklifinin taslağında yer alan, “haber ve yorumların doğruluğunun araştırılması” yönündeki düzenlemenin gazetecileri cezai yaptırım korkusuyla hareket etmeye zorlayacağı, bunun da haber üretiminde otosansürü artıracağı ifade edildi. TGS ve Basın-Sen, söz konusu düzenlemenin Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi olarak bilinen ve kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak anılan düzenlemenin yarattığı baskıyı daha da ağırlaştıracağını belirterek, teklifin TBMM gündemine gelmeden geri çekilmesini talep etti.
WDR’NİN TÜRKÇE YAYINLARINA SON VERMESİ
TGS ile Basın-Sen’in Almanya’nın kamu yayıncısı WDR’nin Türkçe radyo yayınlarını sona erdirme kararına ilişkin ortak önergesi de oybirliğiyle kabul edildi. Önergede, yarım asrı aşkın süredir Almanya’da yaşayan göçmenlerin ana dillerinde haber alma hakkına katkı sağlayan Türkçe yayınların kaldırılmasının yalnızca Türkçe yayınlarını değil, Kürtçe, İtalyanca, Sırpça, Boşnakça ve Hırvatça yayınları da kapsayan çok dilli kamu yayıncılığı anlayışına zarar vereceği vurgulandı. WDR yönetimi kararı dijital dönüşüm gerekçesiyle savunsa da önerge sahipleri, kamusal yayıncılığın yalnızca dijital platformlara taşınmasının çok dillilik ilkesini zayıflatacağını ve göçmen topluluklarının kamusal bilgiye erişimini olumsuz etkileyeceğini belirtti.
SENDİKALAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Türkiye’deki medya çalışanlarının sendikal haklarıyla ilgili önerge ise sorunu Avrupa’nın gündemine getirmiş oldu. TGS’nin hazırladığı önergede, Türkiye’nin Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan 87 ve 98 sayılı sözleşmelerine taraf olmasına rağmen gazetecilerin sendikalaşmasının önünde ciddi engeller bulunduğu vurgulandı. Sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarmalar, üyelik işlemlerinin yalnızca e-Devlet sistemi üzerinden yürütülmesi, serbest çalışan gazetecilerin mevcut mevzuat nedeniyle sendikalara üye olamaması ve işverenlerin toplu iş sözleşmesi yetkisini yıllarca süren davalarla geciktirebilmesi önergenin temel başlıkları arasında yer aldı.
TGS bu önerge ile ayrıca Hürriyet’te 2019’dan, Halk TV’de ise 2021’den bu yana devam eden yetki davalarını örnek göstererek, yüzlerce gazetecinin toplu sözleşmeden doğan haklardan mahrum bırakıldığını EFJ gündemine taşımış oldu.
ULUSLARARASI SENDİKAL BİRLİK ÇAĞRISI
Fransa’dan Syndicat National des Journalistes (SNJ), SNJ-CGT ve FASAP-FO, İtalya’dan Federazione Nazionale della Stampa Italiana (FNSI), Yunanistan’dan Panhellenic Federation of Journalists’ Unions (PEPU) ve TGS tarafından hazırlanan “Sendikal Birlik” başlıklı ortak önergede, gazetecilerin yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması, medya sahipliğinin yoğunlaşması, kamu yayıncılığı üzerindeki baskılar ve SLAPP davaları gibi ortak sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilerek, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) çatısı altında yeniden daha güçlü bir sendikal birlik oluşturulması çağrısı yapıldı.
Genel Kurul sonunda kabul edilen önergelerle EFJ Yönetim Kurulu’na; Türkiye’de gazetecilerin sendikal haklarının güçlendirilmesi, gazetecileri baskı altına alacağı belirtilen yeni torba yasa düzenlemesinin geri çekilmesi için girişimlerde bulunulması, çok dilli kamu yayıncılığının korunması amacıyla WDR yönetimiyle temas kurulması ve Avrupa genelinde gazetecileri hedef alan baskılara karşı ortak mücadeleyi güçlendirecek çalışmalar yürütülmesi yönünde görev verildi.


