GAZETECİLİK

Gazetecilere yönelik dijital gözetim kıtalara yayıldı

Yüzlerce gazeteci haberciliği nedeniyle izleniyor, dinleniyor, hedef alınıyor. Bunu çoğu zaman aylar sonra, bir teknik rapor önlerine geldiğinde anlıyor. O noktaya kadar ise  kaynakları çoktan deşifre olmuş oluyor.

 

 

Hükümet yolsuzluklarını araştıran gazeteci Anna’nın* telefonu son zamanlarda garip davranmaya başlamıştı. Şarjı saatler içinde bitiyordu, mesajlar gecikmeli iletiliyordu, aramalar ortasında kesiliyordu. Anna haftalar sonra telefonunu teknik incelemeler yapan bir dijital güvenlik laboratuvarına gönderdi.  Anna’nın telefonuna, dünya genelinde istihbarat ajanslarının kullandığı Pegasus casus yazılımı yüklenmişti. Anna’nın çalışmaları, raporları, kaynaklarının kimlikleri ve şifreli mesajları, hepsi tanımadığı birilerinin sunucusundaydı.

Ne yazık ki son günlerde Anna’nın yaşadığı dijital takip istisna değil. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) Mart 2026’da yayımladığı rapor, gazetecilirin nasıl dijital gözlendiğini ortaya koyuyor. Gazetecilere yönelik dijital gözetim, kıtalara yayılmış, düzenli olarak güncellenen, milyarlık bir ticari endüstri haline geldi. Bir zamanlar yalnızca askeri istihbarat servislerinin erişebildiği araçlar artık ‘yasal müdahale teknolojisi’  etiketiyle hükümetlere pazarlanıyor. Özellikle otoriter rejimler bu pazarın en büyük müşterisi.

PEGASUS YAZILIMI 180 GAZETECİYİ İZLEDİ

Ticari casus yazılım pazarında üç isim öne çıkıyor. İlki ve en bilineni İsrail merkezli NSO Group’un Pegasus’u. Şirketi 2010’da üç İsrailli, Shalev Hulio, Omri Lavie ve eski Mossad mensubu Niv Carmi kurdu. 2021’deki Pegasus Projesi araştırması bu yazılımı 20’den fazla ülkede en az 180 gazetecinin cihazında tespit etti. NSO, ürününü 40 ülkedeki 60 askeri, istihbarat ve kolluk birimi müşterisi olduğunu öne sürerek yalnızca hükümetlere sattığını söylüyor. Ama Meksika’dan Suudi Arabistan’a uzanan kullanım sicili, “yalnızca suç soruşturması” iddiasını tutarsız kılıyor.

Pegasus hedefinin telefonunu kolayca ele geçirebiliyor. Saldırı iMessage ya da WhatsApp üzerinden görünmez bir mesajla başlıyor, işletim sistemindeki sıfır gün açığını buluyor ve  telefonu sessizce ele geçiriyor. Ekran görüntüsü alabiliyor, mikrofonu açabiliyor, kamerayı devreye sokabiliyor, şifreli konuşmaları çözülmüş halde okuyabiliyor. Hatta bir telefon güncelleme alır almaz yazılım bir sonraki saldırı zincirini devreye sokuyor.

PREDATOR’UN AVRUPA’DAN MÜŞTERİSİ BULUNUYOR

İkinci büyük isim Predator. Kuzey Makedonyalu Cytrox şirketi tarafından geliştirildi. Predator çoğunlukla tek tıklama yöntemiyle çalışıyor: Hedef SMS, WhatsApp ya da e-posta yoluyla gelen zararlı bir bağlantıya tıklıyor ve yazılım yükleniyor. Predator’ın müşteri listesinde Avrupa, Asya ve Afrika’dan en az on altı ülke bulunuyor.

Üçüncüsü Graphite. Şirket kendisini NSO skandallarının ardından sorumlu bir alternatif olarak konumlandırıyor.  Ocak 2025’te Meta, yaklaşık 90 kullanıcının, gazeteciler ve aktivistler dahil, Graphite’la takip edildiğini açıkladı. Citizen Lab’ın Haziran 2025 raporu, İtalya’daki gazetecilerin hem Android hem iOS cihazlarında Graphite’le izlendiğini adli tıpla doğruladı. ABD’li yatırımcıların desteğiyle büyüyen Paragon aynı zamanda ABD Göç ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı ile 2 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Bu, bir ABD kolluk biriminin bu tür bir ticari casus yazılım satın aldığının bilinen ilk örneği.

TAKİPLER BASİT TEKNİKLERLE BAŞLIYOR

IFJ raporu, gazetecilerin aynı zamanda çok daha basit tekniklerle hedef alındığını söylüyor. Oltalama e-postaları hâlâ en yaygın araç. Gazeteciye Google’dan güvenlik uyarısı gibi görünen bir ileti geliyor, yeniden giriş yapması isteniyor, ardından kullanıcı sahte sayfaya şifresini giriyor. Bu aşamadan casus yazılımın hedefteki kişinin e-posta hesabına ve bağlı tüm bulut depolama alanına erişimi var.

Telekomünikasyon şirketlerindeki insider erişimi de raporda ayrıca belgeleniyor. İstihbarat servisleri bir operatördeki içeriden biri çok daha kolayca arama kayıtlarını, konum verilerini, hatta ham internet trafiğini teslim edebiliyor. Meksika ve Nijerya’da hükümet birimlerinin bu yolla gazetecilerin hareketlerini takip ettiği ve kaynaklarını tespit ettiğine dair çok sayıda rapor var. Bu yöntemin hedefin cihazında hiçbir iz bırakmaması onu özellikle tehlikeli kılıyor.

EYLEM ALANLARINDA PROTESTOCULAR DİNLENİYOR

Buna ek olarak IMSI catcher’lar, kamuda Stingray olarak bilinen cihazlar, çevredeki tüm telefonları gerçek bir baz istasyonuymuş gibi kendilerine bağlatıyor. Örneğin bir protestonun yakınına park eden bir araçtan meydan dolusu insanın telefon kimlik numarası toplanabiliyor, konumları tespit edilebiliyor, şifrelenmemiş konuşmaları kesilebiliyor. Belarus’ta 2020 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından patlak veren gösterilerde yetkililer bu cihazları protesto alanlarında konuşlandırdı, gazetecilerin telefon konuşmalarını kaydetti, ardından bu kayıtları devlet televizyonunda yayınladı.

Rapor on ülkeyi inceledi ve şu vakaları aktarıyor;

Meksika, Pegasus kötüye kullanımında küresel referans noktası haline geldi. 2017’de Citizen Lab, gazetecilere, avukatlara ve bir çocuğa yönelik en az 76 casus SMS’i belgeledi.  Bu araştırma hükümetin Pegasus kullanmadığı yönündeki resmi açıklamalarıyla çakışıyor. Araştırmacı gazeteci Javier Valdez Cárdenas’ın öldürülmesinin hemen ardından çalıştığı Río Doce gazetesine cinayeti referans alan sahte bağlantılar iletildi. 2024’te bir mahkeme gazeteci Carmen Aristegui’ye yönelik yasadışı casus yazılım kullanıldığını tescilledi, sanık beraat etti.

El Salvador 2020-2021’de dünyanın en yoğun casus yazılım izlemelerinden birini yaşadı. Citizen Lab, Access Now ve Amnesty International Güvenlik Laboratuvarı’nın ortak soruşturması, El Faro ve GatoEncerrado’da çalışan 35 kişinin 37 cihazına Pegasus bulaştığını doğruladı.

Lübnan‘da Human Rights Watch araştırmacısı Lama Fakih 2021’de birden fazla kez hedef alındı. “Dark Caracal”, güvenli mesajlaşma uygulamalarına gizlenmiş Android zararlı yazılımıyla gazetecileri küresel ölçekte izledi. Samir Kassir Vakfı verilerine göre gazetecilere yönelik en sık belgelenen ihlaller şöyle; baskı altında sorgulama yüzde 23,5, ekipman engellenmesi yüzde 20,6, hackleme yüzde 13,2. Üstelik vakaların yüzde 35,9’unda fail güvenlik servisleri.

Sırbistan‘da Amnesty International 2024 sonunda yetkililerin gazetecilere karşı hem casus yazılım hem Cellebrite adli tıp araçlarını yasadışı biçimde kullandığını belgeledi. Mart 2025’te iki Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı muhabirinin Pegasus’la hedef alındığı doğrulandı. Ardından Citizen Lab, Paragon’ın Graphite’ının Avrupalı bir gazeteciye karşı kullanıldığını adli tıpla onayladı. Bu, bir Avrupalı gazeteciye karşı Graphite kullanımının ilk belgelenmiş vakasıydı.

İtalya‘da 2025’te Fanpage.it editörü Francesco Cancellato ve muhabiri Ciro Pellegrino’nun Graphite’la izlendiği ortaya çıktı. iOS’ta Graphite’ın adli tıpla doğrulandığı ilk vakaydı. İtalyan hükümeti Paragon araçlarını bazı soruşturmalarda kullandığını kabul etti, Paragon İtalya ile bağını kesti.

Hindistan‘da Pegasus Projesi çok sayıda gazetecinin hedef listesinde olduğunu ortaya koydu. Aralık 2023’te Amnesty International, tanınmış gazetecilerin cihazlarında Ağustos-Ekim 2023’e ait sıfır tıklama iMessage istismar izleri tespit etti. Hükümet Pegasus temin edip etmediğini ne onayladı ne reddetti; konu Yüksek Mahkeme’ye ve parlamentoya taşındı.

GAZETECİLER TAKİP EDİLDİĞİ FARK ETMİYOR

Rapora göre, gazetecilerin büyük çoğunluğu hedef alındığını ancak bir adli tıp laboratuvarının onayından sonra öğreniyor. Çoğu zaman aylar geçiyor, bazen yıllar. O süre boyunca kaynaklar deşifre oluyor, soruşturmalar çöküyor, haberler yapılamıyor.

Bu analizi yapabilecek kapasite ise son derece sınırlı. Dünya genelinde bu düzeyde adli tıp uygulayabilen yalnızca birkaç kuruluş var: Citizen Lab, Amnesty International Güvenlik Laboratuvarı, Access Now. Ancak kurumların  kaynakları yetersiz. Küresel Güney’deki gazeteciler kendi cihazlarını analiz ettirmek için çoğu zaman ülke dışına göndermek zorunda kalıyor. Bu da bir gazeteci için çok maliyetli oluyor.

IFJ raporda gazetecilere casus yazılımlara karşı şu öneride bulunuyor;

“Bu dönemde gazeteciler iletişim alışkanlıklarını değiştirmeli. iPhone’da Lockdown Mode’u açılmalı ya da GrapheneOS yüklü bir Pixel telefon kullanılmalı. Mesajlaşmada Signal, e-postada ProtonMail, dosya depolamada VeraCrypt tercih edilmedi. Yüksek riskli bir göreve gidiyorsanız yanında sadece o iş için hazırlanmış temiz bir cihaz olsun. Telefonunda casus yazılım olduğundan şüpheleniyorsan sıfırlamayın çünkü sıfırlanınca adli tıp izleri yok oluyor. Şüphe başlayınca cihazı internetten kesin, Citizen Lab’a, Access Now’a ya da Amnesty Güvenlik Laboratuvarı’na haber verin. Haber odaları da yıllık dijital güvenlik denetimleri yapılmalı, yüksek riskli olay müdahale protokolü geliştirilmeli.”

Raporun sonuç bölümünün şu poltika önerisi yer alıyor;

“Bunların hiçbiri yetmez. Çünkü sorun telefonda değil. Pegasus’u, Predator’ı, Graphite’ı üreten şirketler devletlerle sözleşme yapıyor, güncelleme gönderiyor, fatura kesiyor ve neredeyse hiçbir yerde hesap vermiyor. Korumasız her gazeteci kolektif gerçeği zayıflatıyor. Güvende olan her haber odası demokrasiyi güçlendiriyor. Basın özgürlüğü, güvenli iletişim özgürlüğüne bağlı.”

 

Özlem Temena

Özlem Temena, gazeteciliğe Evrensel Gazetesi’nde başladı; ardından Gazete Duvar ve Tükenmez Haber’de çalıştı. Bu kurumların ardından çalışmalarını serbest gazeteci olarak sürdürdü. Küresel tedarik zincirleri, emek ve işçi hakları üzerine yoğunlaşan Temena, özellikle Türkiye tekstil sektöründe işçi hakları ihlalleri, iş cinayetleri ve sendikalaşma süreçlerine dair saha araştırmaları yürüttü ve raporlar kaleme aldı. Uluslararası medya kuruluşlarıyla iş birlikleri yaparak Türkiye’deki emek sömürüsünü küresel ekonomi ve çevresel etkilerle ilişkilendiren araştırma dosyaları yayımladı.

Journo E-Bülten

Journo Newsletter