AFP’nin İstanbul ve Ankara bürolarında çalışan gazeteciler, toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde işverenin resmi enflasyonun altında kalan zam teklifine karşı greve çıktı. Yıllardır hayat pahalılığını haberleştiren gazeteciler, bu kez kendi geçim mücadelesini anlatıyor.

Sabahın erken saatleri… Kafe ve mağazalarla dolu Nişantaşı sokakları henüz günün telaşına teslim olmamış. Esnaf vitrinlerini düzenliyor, kafeler işe gitmeden kahvesini içmek isteyen ilk müşterilerini ağırlıyor. Köpeğini gezdirenler ve valizini peşinden sürükleyenler arasında bu kez farklı bir kalabalık dikkat çekiyor.
Aslında gazeteciler bu sabaha günlerdir hazırlanılıyor. Aylar süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden sonuç çıkmayınca grev kararı alındı. Grev önlükleri bastırıldı, dövizler hazırlandı, görev dağılımları yapıldı. Günlerdir masada uzlaşma ihtimali konuşulurken, gazeteciler bu sabah Hüsrev Gerede Caddesi’ndeki iş yeri önünde; işbaşı yapmak yerine grev hattında buluştu.
Burası, Fransız merkezli Agence France-Presse İstanbul ofisinin bulunduğu bina. Ancak içeride haber yazması gereken çalışanlar bu kez dışarıda. Nedeni, işverenin toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde resmi enflasyonun da altında kalan zam teklifinde ısrar etmesi. Gazeteciler ise bu teklifi kabul etmeyerek greve çıktı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yöneticileri de çalışanların yanında. Basın açıklaması hazırlıkları sürerken karşı apartmandan yaşlı bir kadın sesleniyor:
“Bu ne ses?”
Kalabalığın içinden yanıt geliyor:
“Ses yapmıyoruz, hakkımızı arıyoruz.”
Grev önlükleri giyildikten sonra TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş açıklama yapıyor. Durmuş, aylardır süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığını, işverenin tutumu nedeniyle grevin kaçınılmaz hale geldiğini söylüyor.
MASADAKİ DÜĞÜM: RESMİ ENFLASYONUN ALTINDA ZAM
Uyuşmazlığın temelinde ücret artışı var. Şubat ayında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işveren, yıllık ücret artışını yüzde 25 ile sınırlamak isterken sendika bu teklifi kabul etmiyor. Çünkü bu oran, resmi enflasyonun dahi altında kalıyor. TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon oranı ise yüzde 30,87.
Tam da bu noktada gazetecilerin sıkça haberleştirdiği bir çelişki ortaya çıkıyor. Yıllardır yüksek hayat pahalılığını haber yapan, pazardaki fiyat artışlarını takip eden, emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların geçim mücadelesini ekranlara ve sayfalara taşıyan gazeteciler, kendi maaşlarına zam söz konusu olduğunda karşılarında resmi enflasyon oranını ya da onun da altındaki teklifleri buluyor.
GAZETECİLER NEDEN İŞ BIRAKTI?
AFP Ankara muhabiri Burçin Gerçek, bunun yalnızca gazetecilerin değil, Türkiye’deki milyonlarca çalışanın ortak sorunu olduğunu söylüyor:
“Doğru açıklanmayan enflasyon oranları yüzünden gerçekteki alım gücü kaybı telafi edilemiyor. İnsanlar gerçek anlamda ücret artışı talep edemiyor. Bizim durumumuzda ise işveren resmi enflasyon oranını bile bize layık görmüyor. Bu uzlaşmaz tutum karşısında greve çıkmak zorunda kaldık.”
AFP foto muhabiri Yasin Akgül ise artan yaşam maliyetlerinin aile bütçesini nasıl zorladığını anlatıyor:
“İki çocuğum var. Eğitim masrafları her yıl artıyor. Kira ise başlı başına büyük bir sorun. Oturduğum bina kentsel dönüşüme girdiği için bir ay içinde taşınmak zorundayım. Çevrede kiralar 50-60 bin lira seviyesinde. Aldığımız maaş artık bunu karşılamıyor. Sadece benim değil, arkadaşlarımın da durumu aynı.”
Geçim sıkıntısının mesleğe etkisini ise tek kelimeyle özetliyor:
“Motivasyonsuzluk. Bir habere giderken normalde nasıl daha iyi fotoğraf çekerim diye düşünürsünüz. Ben hâlâ bunu düşünüyorum ama aklımın bir köşesinde sürekli geçim derdi var. Gazeteci arkadaşlarımızın çoğu aynı durumda. Herkes ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor. Yirmi otuz yıl önce gazetecilik yapanlar ev, araba sahibi olabiliyordu. Bugün aynı mesleği yaparak bunları hayal etmek bile zor.”
2023’TE KAZANILDI, ŞİMDİ YENİDEN GREVDELER
Gazetecilerin grev önlükleriyle önünde beklediği bu bina, aslında ilk kez böyle bir tabloya sahne olmuyor. Aynı adreste 2023 yılında da grev yaşanmış, dokuz gün süren direniş çalışanların kazanımıyla sonuçlanmıştı.
Bugün Hüsrev Gerede Caddesi’ndeki 88 numaranın önünde bekleyen gazeteciler de aynı umudu taşıyor. Ellerindeki pankartlar ve grev önlükleriyle, üç yıl önce elde ettikleri kazanımı bir kez daha tekrarlayabileceklerine inanıyorlar.


