Halk TV’ye kayyım atanması ve haber yayınlarının durdurulmasının ardından, Medya Dayanışma Grubu, gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını hedef aldığını belirterek kayyım uygulamasına son verilmesini istedi.
Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına 14 Ekim sabahı polis ekipleri girdi. Binada arama yapılırken çalışanların girişine bir süre izin verilmedi. Kanalın yönetimi kayyım heyetine geçti, canlı haber yayınları durduruldu. Daha önce TELE1’de de kayyım olarak görevlendirilen İbrahim Paşalı, Halk TV’nin yönetimine getirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini, 11 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Mahiroğlu ile bağlantılı olduğu belirtilen şirketlere TMSF kayyım olarak atandı. Mahiroğlu ise hakkındaki iddiaları reddederek müdahalenin siyasi gerekçelerle yapıldığını savundu.
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın canlı yayın akışının sürdürülmesi için kayyım heyetiyle yaptığı görüşme sonuçsuz kaldı. Kanalın programcısı Deniz Bayramoğlu, görüşmenin ardından haber yayınının durdurulduğunu duyurdu.

“ŞİRKETLERE İLİŞKİN İDDİALAR YAYINLARI DURDURMANIN GEREKÇESİ OLAMAZ”
Gelişmelerin ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) da aralarında bulunduğu 11 meslek örgütünün oluşturduğu Medya Dayanışma Grubu, “Halk TV’ye kayyım atanması basın özgürlüğüne müdahaledir” başlıklı ortak açıklama yayımladı.
Grup, kanalın yönetimine müdahale edilmesinin ve yayınlarının durdurulmasının yalnızca bir medya kuruluşunu ilgilendirmediğini, gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını da etkilediğini belirtti.
Bir medya kurumunun sahiplik yapısına veya şirket ilişkilerine yönelik iddiaların şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, bu soruşturmaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmanın gerekçesi yapılamayacağı ifade edildi.
“Soruşturma yürütülmesi ile bir medya kuruluşunun editoryal bağımsızlığını ortadan kaldırmak birbirinden ayrı konulardır” diyen örgütler, iddiaların kanalın yönetimini devralmaya ve yayın faaliyetini durdurmaya gerekçe olamayacağını savundu.
MÜDAHALENİN HUKUKİ DAYANAĞININ AÇIKLANMASI İSTENDİ
Açıklamada, Anayasa’nın 29. ve 30. maddelerindeki basın faaliyetlerine ilişkin güvenceler hatırlatıldı. Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağının ve bu anayasal güvencelerle ilişkisinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Grup ayrıca, uluslararası insancıl hukukun çatışma bölgelerinde görev yapan gazetecileri ve sivil amaçla kullanılan medya araçlarını koruduğunu hatırlatarak gazetecilik faaliyetlerinin en ağır koşullarda dahi korunması gerektiğini belirtti.
TELE1’İN ARDINDAN HALK TV
Medya Dayanışma Grubu, TELE1’e kayyım atanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişken İbrahim Paşalı’nın Halk TV’de de aynı göreve getirilmesine dikkat çekti. Açıklamada, bu durumun kayyım uygulamasının medya kuruluşlarına yönelik tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği kaygısını güçlendirdiği ifade edildi.
Müdahalenin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleştiğine de işaret eden grup, yargı sürecinin kamuoyuna aktarılmasına ilişkin endişelerini dile getirdi. Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasını hatırlatan örgütler, “Savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesi de mi engellenmek isteniyor?” diye sordu.
Gazetecilerin duruşmaları izleyerek kamuoyuna bilgi aktarmasının ve yurttaşların bu bilgilere erişmesinin demokratik toplumun temel gereklerinden olduğu vurgulandı.
GAZETECİLERE YÖNELİK BASKILARA DİKKAT ÇEKİLDİ
Ortak açıklamada, fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanması, bazılarının elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması ve haberlerle sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi de gündeme taşındı.
Grup, gazetecilerin haberleri ve sordukları sorular nedeniyle soruşturmalara uğramasının veya özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının toplumun bilgiye erişim hakkını da hedef aldığını belirtti.
Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altındaki tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını açıklayan örgütler, kayyım uygulamasına son verilmesini ve kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını talep etti. Medya kuruluşlarına ilişkin iddiaların, editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınması istendi.
AÇIKLAMAYA 11 ÖRGÜT KATILDI
Ortak açıklamada Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası yer aldı.
Örgütler, kamuoyunu basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunmaya çağırarak “Basına yönelik her müdahale, toplumun gerçeklere erişimini de daraltır” dedi.















