2018'de gazetecilik nereye gidecek?

Journo.com.tr Yazı İşleri Müdürü Dr. Sarphan Uzunoğlu:

Google ve Facebook'un hakimiyet alanının yarattığı gerilim sürecek

2018 yılına ABD'deki ağ tarafsızlığı uygulamasının ölümü eşliğinde giriyoruz. Bana kalırsa 2018'in temel meselesi de ağ bağımsızlığı ve onun hemen yanından yürüyen Google ve Facebook'un (diğer adıyla duopol) yayıncılık alanındaki hakimiyetine ilişkin tartışma olacak. Facebook'un Instant Articles servisiyle artık tamamen içine çektiği, her iki servisin de algoritmalarıyla iyice yayıncıyı kendilerine muhtaç bırakan yaklaşımları 2018 yılında çok daha fazla yayıncı tarafından eleştiri konusu edilecek. Türkiye'de ise bu gündemden çok daha öncü ve yakıcı bir gündem olarak sansürü konuşmaya ne yazık ki devam edeceğiz. Oysa dijital ekonomisini tamamen tıklara dayandıran haber platformlarımız için bu tartışmaya dahil olmak ve buradan olabildiğince az yarayla çıkmak da fazlasıyla mühim bir konu.

Yeni yılda sıklıkla üstünde duracağımız bir diğer mesele ise bana kalırsa gazeteciliğin temel ilkeleri ve bunların kârlılıkla ilişkisi olacak. Internet ekonomisi ve clickbait'e dayanan bu yeni düzen, gazetecilikte bazı onarılamaz açtı. Toplumun gazeteye ve gazeteciliğe olan güveni azalırken, gazetecilik bir meslekten bir aktivizm dalı hâline dönüştü. 2018 yılını gazeteciliğe tekrar itibarını kazandırma, gazeteci ile "yurttaş muhabir" ya da "aktivist" arasındaki farklılıkları vurgulayarak gazeteciliğin arkaplanını tüketiciye/okura daha iyi anlatarak geçirmesi gerekiyor gazetelerin. Türkiye'deki basılı gazetelerin geciken ölümü bedenen gerçekleşmese de içeriksel ve entelektüel olarak gerçekleşti. Çünkü artık gazeteler araştırmaya, veri gazeteciliğine ya da özel izlenimlere değil ajanslara para harcıyor, kendi istihbarat mekanizmalarını işletmiyorlar. Ben açıkça slow journalism ve araştırmacı gazetecilik akımlarına ve dolayısıyla gazeteciliğin temel ilkelerine bir dönüş bekliyorum.
Journo.com.tr yazı işleri kurulu üyesi ve öğretim görevlisi Orhan Şener:

Doğrulama pratiklerinin yaygınlaşması ve platformlara entegre olmaları yönünde bir eğilim gözlemlenebilir.

Dünya'da ve Türkiye'de basın özgürlüğü alanında baskılar ve buna karşı mücadele devam edecektir. Özgürlükleri kısıtlayıcı iki önemli gelişme olarak net tarafsızlığınín koruyucu kalkanının yitirilmesi, ve medyada tekelleşme sürecinin ilerlemesi gösterilebilir.Yalan haberler ve post gerçek tartışmaları bağlamında, doğrulama pratiklerinin yaygınlaşması ve platformlara entegre olmaları yönünde bir eğilim gözlemlenebilir.

Özellikle dijital yayıncılık ekonomisi özelinde, platform yayıncılıktan (Facebook Ínstant Articles vs) kaçış beklenebilir zira gelir paylaşımında içerik sahibi aleyhinde kurulan düzen neredeyse hiçbir yayıncıyı memnun etmedi. Özellikle köklü kurumların dijital mecralarında ve yeni kurulan dijital girişimlerde, reklamdan ziyade abonelik temelli gelir modellerine geçiş beklemeliyiz.

Dijital içerik formatları hususunda videonun yükselişi devam edecektir. Ayrıca VR (yapay gerçeklik) ama özellikle AR (arttırılmış gerçeklik) ile üretilen içerikler de yaygınlaşacaktır. Podcast ve metin içeriklerin seslendirilmesine dayalı sesli içerikler de yaygınlaşmasını beklediğimiz formatlar. Son olarak sosyal medyada story tarzı uçucu içeriğin daha da yaygınlaşmasına şahit olacağız ancak bir yandan da Twitter'ın başlattığı daha uzun, srsivlenebilen, kategorize edilmiş, kalıcılık temelli içeriklerin de kendine yer bulacağını tahmin ediyorum.
Journo.com.tr yazı işleri kurulu üyesi, gazeteci Zeynep Yüncüler:

Umarım özgün ve doğru içerikler sunacağımız bir yıl olur.

Özellikle 2016 ve 2017 yılında, gazetecilerin tutuklanması ve medya kurumlarının kapatılması gibi ifade özgürlüğünü zedeleyen tüm kötü gelişmelerin son bulması, 2018 yılından zorunlu ve öncelikli beklentim. Doğal bir hak olan ifade özgürlüğünün, utanç veren bir sorun olmasından çıkmasını ve gazetecilerin bu utanca hapsedilmemesini, bunun bir hak olduğu bilincine varılmasını, adından bile söz edilmemesini diliyorum. Ekonomik kaygılar yaşanmadan, medya endüstrisinin yeni ekonomik modellerle tanışacağı, gazetecilerin teknolojiyi olumlu yönde kullanarak, özgün ve doğru içerikler sunacağı yeni bir yılı geç de olsa bu yıl istiyorum.
Gazete Duvar ve Express'ten İrfan Aktan:

Umudumuz 2018 yılı değil kendimiziz

2016'nın son günlerinde, hapisteki arkadaşlarımıza mektup ulaşmadığı için gazeteler üzerinden bir kutlama mesajı yollamak istemiştik. Bunun için yüzü aşkın gazeteci, İstanbul'da toplanarak ortak fotoğraf çektirdik. O fotoğraf hükümetin kontrolünde olmayan birkaç gazetede yayınlanacak ve hapisteki meslektaşlarımız da o gazeteler üzerinden selamımızı alacaktı. O akşam arkadaşımız Ahmet Şık da aramızdaydı. Her zamanki neşesi yoktu, kaygılıydı ama hapisteki meslektaşları için gelmiş ve fotoğrafta yerini almıştı. Fakat o fotoğraf çekiminin yapıldığı akşamın ertesi sabahı gözaltına alındı ve kendi fotoğrafını hapishanede görebildi. 2018'e girerken daha pek çok gazeteci gözaltına alındı, tutuklandı. Tutuklananlar içinde serbest kalanlar oldu, hâlâ içeride tutulanlar da var. İşsiz bırakılan, haber toplantısından çok mahkeme duruşmasına giden gazetecileri saymıyoruz bile.

Neticede 2017 yılı, tıpkı 2016 gibi gazeteciler için işsizlik, hapis, sansür, sürgün yılıydı. 2017'den beklentilerimiz çok fazlaydı. Çünkü 2016 kanlı bir yıl olmuştu ve yeni yılla birlikte bu vahşetin son bulmasını umuyorduk. Dileklerimiz, Ahmet Şık'ın tutuklanmasından sonra ikinci kez, bu sefer yılbaşı gecesi suya düştü. İstanbul'da bir eğlence mekânına yapılan saldırı katliamla sonuçlandı ve 2017'ye de kan bulaştı. Yılın devamında da sayısız insan yaşamını yitirdi. Hak, hukuk ve adalet mücadelesi veren binlerce insan gözaltına alındı, baskı gördü, coplandı. Sırf haber yaptığı için onlarca gazeteci gözaltına alındı veya tutuklandı. 2018 insan hakları mücadelesinin daha da yükseldiği, gazetecilerin özgür olduğu, özgürce yazabildiği bir yıl olursa, geçmişteki bu acılar bir nebze hafifler. Tüm haklarımız sistematik olarak gasp ediliyor, yeniyor. Fakat fakirin ekmeği umutsa, 2018’de o ekmeği iktidardakilere yedirmemeliyiz. Umudumuz 2018 yılı değil, kendimiziz. Birbirimize sahip çıkmalıyız. Her şeyi kendimizden beklemeliyiz.
NTV Muhabiri Can Ertuna:

Alternatif haber mecraları kamusal tartışmayı canlı tutacak

2018’de dünyada, ABD başkanı Trump’ın da ısrarlı yinelemeleri sonrası, uydurma haber (fake news) tartışmasının ısınacağını sanıyorum. İlk bakışta bu, popülist, muhafazakar ve yer yer de otoriter yönetimlerin liderleri tarafından geniş kitleler nezdinde haberciliği itibarsızlaştırma aracı olarak dolaşıma sürülen bir tanım. Ancak aynı zamanda, bu iktidar sahiplerinin haber kuruluşu görünümlü propaganda imalat merkezlerini tam da böylesi bir alternatif gerçeklik üreterek iktidarlarını tahkim etmek için kurguladıkları da bir gerçek. Dolayısıyla bu süreçte gerçek habercilik faaliyetleri açısından doğrulama faaliyetlerinin önemini artıracağı düşüncesindeyim.

Haberciler bir yandan üretim yaparken bir yandan da uydurma haber saldırılarıyla baş etmek durumundalar artık. Türkiye’de ise her geçen gün artan kutuplaşma, seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte haberciler için şu anda olduğundan da daha çetin bir iklimin ortaya çıkmasına neden olabilir. Hoşa gitmeyecek gerçeklerin ortaya çıkarılması, hatta bazen salt gösterilmesi istenmeyen gerçeklerin gündeme taşınması bile, özellikle seçim rekabetinin yaşandığı bir dönemde, her zamankinden daha büyük bir tehdit olarak algılanabilir. Ancak tüm baskı ve yıldırma çabalarına rağmen alternatif haber mecralarının da katkılarıyla kamusal tartışmanın canlı bir biçimde devam edeceği düşüncesindeyim.
Freelance gazeteci ve editör Can Semercioğlu:

Belki de gazeteciler kültür alanına daha fazla tutunmalı

Türkiye’de gazetecilik denince iyimser olmak pek mümkün değil. Ama bütün kısıtlama, engel ve imkansızlıklara karşın yeni şeyler denemeye cesareti olan, yeni yollar açabilecek gazeteciler var. Açıkçası dijitalle haşır neşir olan, yeni anlatma biçimlerinin peşinde koşan genç gazetecilerin bu ufka sahip olduğunu düşünüyorum.

Baskı dönemlerinde hep kültür gazeteciliği ya da alan olarak kültür gözden çıkarılır ama gazeteciler belki de buraya daha fazla tutunmalı. Yeni yılda kültürü promosyonu yapılacak bir malzeme değil de, gazetecilik için önü açık bir yol olarak görüyorum. Gazetecilikteki açmazı bir nebze aşacak ufuk niye kültür, sanat ve eğlenme biçimlerine odaklanan gazetecilerden çıkmasın? Bu alanın daha çok imkan vaat ettiği düşüncesindeyim.
Journo.com.tr yazarı Ahmet A. Sabancı:

Fake News'e karşı yaratıcı gazetecilik örnekleri göreceğiz

2018 için en önemli beklentim, özellikle fake news ve propagandanın haberciliği son yıllarda ele geçirmiş olması durumuna karşı gazetecilerden yeni ve yaratıcı yöntemlerin doğması. Bu konuda önümüzdeki koşulların iyi bir analizi, sorunun kaynağına inmeye yönelik çabalar ve elimizdeki teknolojik imkanların buna karşı mücadelede nasıl harekete geçirilebileceği yönünde önemli adımlar atılması gerekiyor. Bunun işaretlerini ve belki de önemli hamleleri 2018'de görebileceğimizi umuyorum.

İkinci önemli başlık internet ile ve özellikle sosyal medya ile gazeteciliğin ilişkisini artık gözden geçirmesi gerektiği. İnternet ve sosyal medya her ne kadar gazeteciliğe büyük imkanların kapısını açmış olsa da iki noktada büyük zarar verdi. Birincisi Facebook vb. sosyal ağlar, gazetecileri cezbederek onları manipüle etti ve onlara daha uygun bir ortam olmak yerine haberciliği kendi sistemine uydurmak için ciddi zararlar verdi. İkincisi ise reklam temelli gelir yönteminin internet yayıncılığında yarattığı hasar. Beklentim, 2018'de gazetecilerin ve dijital yayıncıların bunların üstesinden gelmek ve oluşan hasarları onarmak için çözüm yöntemleri üzerinde ciddi bir şekilde çalışmaya ve önümüzdeki yıllarda bu koşullardan kendilerini kurtarmak için planlar yapmaya başlaması.